Uluslararası Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Çalıştayı - 25-26 Eylül 2012 - Uşak | Türkiye

Uluslararası
Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Çalıştayı
25-26 Eylül 2012
Uşak | Türkiye


This is an example of a HTML caption with a link.
» Genel Bilgiler
» Proje Hakkında
» Temalar
» Kurullar
» Katılımcı Bilgileri
» Program
» Uşak
» Konaklama
» Ulaşım
» İletişim
» English Site (EN)




Facebook Twitter Google Plus

hava Uşak 23°

Uşak

Tarihçe

Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır.Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir.Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Kütahya sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953 yılında il merkezi haline gelmiştir.

İklim

Ege ve İç Anadolu Bölgeleri arasında bir geçit oluşturan Uşak İlinde Ege bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’nin iklim özellikleri bir arada görülür. İlde genel olarak, Egeye göre yazlar sıcak ve kurak geçer, kışları ise, İç Anadolu’ya göre daha ılık geçen karasal bir iklim egemendir.

Ege denizi üzerinden gelen bulutların getirdiği yağışlar, il iklimini orta Anadolu ikliminden ayırır. Buna karşılık yağışların aylara ve mevsimlere göre dağılımı çok düzensizdir.

Sıcaklıkların mevsimlere göre incelenmesi sonucunda; ortalama yükseklik sıcaklıklarına göre, en sıcak ay ağustos, en soğuk ay ise ocaktır. Ortalama düşük sıcaklıklarda da buna benzer bir durum görülmekte, yine en sıcak ay ağustos, en soğuk ise ocak ayıdır. Mart ve aralık ayları da birbirine yakındır.

Uşak’ta rüzgar en fazla batı yönünden esmektedir. İkinci hakim yön kuzey ve doğudur. Genel olarak rüzgar doğu batı yönleri ile kuzey yönünden esmektedir. Güney yönünden esen rüzgarlar ise fazla etkili değildir. Batı yönlü esen rüzgarların esme sayılarında Aralık’tan Mayıs’a kadar bir artış olup, Mayıs’tan Aralık’a kadar azalma olmaktadır.

Turizm

Uşak ilinde kültürel turizme kaynak olabilecek başlıca unsurlar, arkeolojik sit alanları aşağıya çıkarılmıştır.

Atatürk Entoğrafya Müzesi: Uşak-Atatürk ve Etnografya Müzesi, Kurtuluş Savaşında Büyük Zafer'in hemen ardından 2 Eylül 1922 günü Uşak'a giren Başkomutan Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Batı Cephesi Komutanı İsmet(İnönü), Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündü), I. Ordu Komutanı Nureddin, 4. Kolordu Komutanı Kemaleddin Sami Paşalar tarafından geçici karargah olarak kullanılan binada, 1978 yılında açılmış, 1986 yılında yeniden düzenlenmiştir. Bina, 1910 yılında Uşaklı Kaftancı ailesi tarafından yatırılmıştır. İki katlı, büyük bir konaktır. Kemerli kapısından geniş bir salona girilmektedir. Salonun sağ ve solunda odalar vardır. Çıkartmalı üst katın sağındaki geniş oda, Atatürk'ün Uşak'ta bulunduğu 2-4 Eylül 1922 günlerinde Atatürk'ün Uşak'ta bulunduğu 2-4 Eylül 1922 günlerinde Atatürk'ün yatak odası olarak kullanılmıştır. 3 Eylül 1922'de esir alınan Yunan Başkomutanı General Trikopis ve maiyeti ile Atatürk, bu binada görüşmüştür.

1

Sebaste Antik Kenti : Sivaslı ilçesinin 2 km. güneybatısında Selçikler Beldesin’deki Sebaste Antik Kenti, Roma İmparatoru ( M.ö.27-M.S.14) tarafından M.Ö.20 yılında kurulmuştur. Bizans Dönemi’nde piskoposluk merkezi konumuna gelen kentte, 1966 yılında yapılan kazılarda VI.ve X.yüzyıllara tarhlenen iki kilise ve tiyatro kalıntıları ile Selçikler’in 1 km.güneybatısında M.Ö.VI.yüzyıla tarihlenen 3 tümülüs bulunmaktadır.

11 12

Blaundus Antik Kenti : Ulubey İlçesi, Sülümenli Köyü’ndeki Antik Blaundus Kenti; Helenistik Çağ’da derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. Roma Dönemi’nde önemli bir sınır kenti olan Baundus’un simgesi “ Çift At’tır.” Sit alanı kapsamındaki yerleşimde, kemerli giriş kapısı, tiyatro, tapınak, kaya mezarları ve sur kalıntıları bulunmaktadır.

3 4

Güre (Bagis) Tümülüs Sahası: Tümülüsler Güre köyünün kuzeyinde,Gediz Nehrinin kenarında olup, Lidya ve Pers dönemlerine aittir. Karun hazinesi bu Tümülüslerden çıkarılmıştır. Bagis Kentinin de bu yakınlarda olduğu tahmin edilmektedir. Tümülüsler sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Mesotimolos (Düzköy): Eşme İlçesi, Aydınlık Köyü yakınlarındaki Düzköy’de olduğu sanılmaktadır. Bu civarda Roma Dönemine ait bir höyük ve cepheleri işlemeli kaya mezarları bulunmuştur. Tümülüsten 1 km. uzaklıkta kuzeybatı doğrultusunda, vadi içerisinde önemli doğal ve arkeolojik veriler bulunmaktadır. Vadi yamaçlarında tek odalı kaya mezarlarına rastlanmıştır. Bu alan sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Akmonia Antik Kenti: Uşak ili, Banaz İlçesi, Ahat Köyünde yer alan Akmonia Antik kenti ilimiz sınırları içerisindeki önemli kentlerden birisidir. Kuruluşu ile ilgili olarak kesin bir bilgi olmamasına rağmen M.Ö.9.yy.da kurulduğu tahmin edilmektedir. Köyün güneydoğusunda yer alan Akropolden başka, bugünkü yerleşimin olduğu yerde de yoğun bir yerleşim olduğu tespit edilmiştir. Her şeyden önemlisi, gerek yukarı şehirde ve gerekse aşağı şehirde çok yoğun miktarda mozaikli alanların bulunmuştur. Akmonia antik kenti, yalnızca mozaikleri ile değil, heykelleri ile de önem taşımaktadır. Arkeolojik kaynaklarda Frigya ile Lidya Bölgesi sınırı üzerinde önemli bir yerleşim yeri olarak belirtilen M.S.II.yüzyıl ve daha sonraları yine önemli bir Yahudi nüfusa sahip olan Akmonia ele geçen yazıtlar ile de önemli bir kenttir.

Alaudda(Hacımköy): Selçikler’den 17 km.uzaklıkta, Hacımköy yakınlarındadır. Roma Döneminde Sebaste’ye bağlı olduğu sanılmaktadır. Şehrin Nekropol’ü tahrip edilmiştir. Bugün tescilli bir alandır.

Clanudda (Çırpıcılar Köyü ): Ulubey ilçesinin kuzeyinde Çırpıcılar Köyü yakınlarındadır. Çırpıcılar Köyü’nün tarlaları olarak kullanılan tepenin yamacında tiyatro kalıntısı bulunmaktadır. Tiyatronun 100 m.güneyinde kilise olduğu sanılan bir harabe vardır.

Kremon Agora: Tarihte Kral Yolu üzerinde bulunan önemli kentlerden biri olarak gözükmektedir. W.M.Ramsay’ın “ Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” kitabına dayanarak Banaz İslamköy civarında olduğu sanılmaktadır.

Ayrıca ilde Banaz Ahat Köyü yakınlarında Dioklea, Oturak Köyü, yakınlarında Hieroxharax, Uşak’ın batısında bulunan Aktaş Köyü yakınlarında, Flauipolis, Ulubey İnay Köyünden 5 km.güneyde Nais, Kozviran Köyü yakınlarında Alia kentleri bulunmaktadır.

Hieroxharax ve Alia kentlerinin yerleri kesin olarak bilinmemektedir.

Pepouza Antik Kenti: Karahallı İlçesinde, Karayakuplu köyü Alakaya mevkiindedir.. Doğal ve Arkeolojik sit alanı içindedir. Üç kurucusundan biri olan montanus ismine izafen “ Montanizm” iki antik yerleşim yerlerinden biri olan Karahallı ilçesi karayakuplu köyünün güney batısında Banaz çayının kıyısında bulunan yerleşim yeri PEPOUZA ile susuzören köyünün yaklaşık 12 km.güneyine düşen TYMİON yerleşim yeri arasındaki bu bölge yeni Kudüs olarak anılmaktadır.

Clandras Köprüsü: Uşak İli Karahallı İlçesi Banaz çayı üzerinde bulunmaktadır. Kemer uzunluğu 24 m. derinliği 17 m. Eni 1.75 m.dir. Aslı su kemeridir. Sonradan köprü olarak kullanılmıştır.

2

Çanlı Köprü: Çanlı Köprüsü Uşak’ta Türk iskanından sonra tarihi bilinen en eski Türk eseridir. Ayrıca köprü İç Batı Anadolu’nun eski Selçuklu kitabesine sahiptir. Kitabe iki adet olarak köprünün kuzeye bakan bölümüne yerleştirilmiştir. Köprünün kitabelerinden elde edilen veriler Uşak ve havalisinin tarihi açısından çok önemlidir. Söz konusu kitabe Uşak ve havalisinde iskan etmiş bulunan Türklerin menşeleri hakkında önemli ip uçlarını ihtiva etmektedir. Özellikle son yıllarda önemli bazı tarihçilerin yaptıkları incelemeler neticesinde Peçenek Türklerinin Uşak ve havalisinde iskan ettiğine dair görüşler öne sürülmekte, bu savları destekleyici bilgilere de Çanlı Köprüsü kitabelerinde rastlanılmaktadır.

Çataltepe Köprüsü: Osmanlılar dönemine ait 3.5 m. Genişliğinde, 45 m.uzunluğunda, 3 gözlü bir yapıdır. Eşme İlçesi Ulucak Köyü sınırlarında Gediz nehri üzerinde inşa edilmiştir.

İnay Köprüsü : Osmanlılar zamanından kalma bir köprüdür. Ulubey ilçesi İnay Köyü’nde bulunan tek gözlü bir köprüdür.

Ulu Camii: Ulu Camii Osmanlı dönemi yapısıdır. İnşa tarihi bilinmemektedir. Ancak 1415-1416 tarihlerinde yapılması olasıdır.. Germiyan Oğulları mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Camii 1 büyük, 6 küçük kubbeden oluşmaktadır.

13

Burma Camii: 14.Yüzyıl Osmanlı yapılarındandır. Yapım tarihi kesin belli değildir. 1862-1922 tarihlerinde iki kez tamirat geçirmiştir. Camii iki kubbelidir. İsmini ise minaresindeki burma motifinden almıştır.

5

Paşa Hanı: Ondokuzuncu yy. bir Fransız mimar tarafından yapılan paşa hanı önceleri han olarak kullanılmış, restorasyondan sonra da otel haline getirilmiştir.

10

Uşak Gar Binası : 1896 yılında İzmir-Afyon demiryolunun yapımı sırasında açılmıştır. Günümüzde de faaliyeti halen devam etmektedir.

Ulubey Kanyonları: Uşak ilinin güney ve güney-batı kesiminde, jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş kanyonlar bulunmaktadır. Ulubey ilçesinde,Sırtlarda bulunan belediye’ Uşak-Karahallı karayolu’nun doğusunda bulunan Kazancı Deresinin ve Banaz çayı’nın oluşturduğu kanyonların toplam uzunluğu 75 km.ye ulaşmaktadır. Ulubey Belediye’si, İller Bankası vasıtasıyla peyzaj çalışmaları yaptırmıştır. Vadinin sırtlarında düzenleme ve doğal yapıyı bozmayacak günübirlik tesisler yapılması düşünülmektedir. Sırtlarda bulunan belediye’ye ait çamlığı bağlayan bir merdiven bulunmaktadır. Kaynak bütünlüğü görülebilen bir diğer yer ise Blaundus kentidir. Kent, kanyona açılan hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur.

6

Uşak Mutfağı

Ebem Köftesi: Kurban bayramının ikinci günü yapılır. Büyükbaş hayvanlar sütü için beslendiği ya da tarlalarda kullanıldığı ancak yaşlandıkları zaman kesilir. Ve bu dönemde eti çok sert olduğu için dövmek gerekir. Tabii en güzel yerinden bonfilesinden yapılır.

Ulubey Döndürmesi: Çok eskiden olmasa da bir süre öncesine kadar Ulubey’in semt pazarı cumartesi günleri kurulurdu ve her Pazar günü hem sıvı yağ satın alma, hem de ıspanaklı böreği andıran döndürme yapılırdı. Artık her Pazar, Cuma günleri kurulsa da ilçede cumartesileri halen döndürme günü olarak bilinmektedir. Hatta şöyle bir gelenek vardır ki eğer bir evde birkaç hafta döndürme yapılmazsa bu bir boşanma sebebi bile olur düşüncesi vardır.

Demir Tatlısı: Ulubey ilçemize ait bir tatlıdır. Demir kalıpla yapıldığı için bu adı almıştır. Asıl adı ise” Nişan Tatlısı”dır. Çünkü nişandan sonra kız evi oğlan evine ağız tatlılığı olsun diye gönderir.

Uşak Tarhanası: Malzeme olarak un, yoğurt, süt, kırmızı ve yeşil biber, nane, soğan, domates ve tercihe göre haşlanmış yoğurt veya fasulye belli oranlarla hazırlanır. Bir gün öncesinden hamur için maya hazırlanır. Hazırlanan maya un ile yoğrulurken, yukarıda sayılan malzemelerde ilave edilmek suretiyle karışım hazırlanır. Belli bir kıvama gelen karışım, geniş kap (toprak çömlek veya leğen) içine konulur. 15-20 gün bu kapta bekletilir. Bu arada 2 günde bir, hafif ıslatılmış elle karıştırılarak mayalanması sağlanır. Kıvamına gelmiş karışım bir bez (iteği) üzerine parça parça yayılır. Ovalanacak kadar kuruyan parçalar elle ufalanarak elekten geçirilir. Toz haline gelen tarhana iteği üzerine serilerek gölgede kurumaya bırakılır. Kuruyan tarhana ihtiyaç anında kullanılmak üzere toprak kaplarda, bez torbalarda, cam kavanozlarda saklanır. Uşak’ın simgesi olan tarhana, özellikle kış aylarında ve ramazan ayında tüketilir. Tarhana kurutulmaya bırakılmadan önce taze halde iken komşulara ve eşe dosta ikram edilmesi bir gelenektir.

Keşkek: Anadolu’nun çok yerinde yapılır. Yumuşak buğdayın kaynatılırken soğuk su katılıp 7-8 saat dövüle dövüle pişirilmesidir. İçerisine pişmiş et liflenerek katılır. Katılan etler, yemeğin içinde kaybolur. Düğünlerin temel yemeğidir. Pilavla birlikte sofraya konur. Biraz keşkekten biraz da pilavdan alınarak yenir.

9

Alacatane: Küçük taneli yeşil mercimeğin çok az bulgur katılarak çok az sulu bir şekilde pişirilmesidir. Pişen yemeğin suyu ne çorba kıvamında, ne de pilav kıvamındadır. İkisinin arasındadır.

Çömlek Eti: Arkeolojik kalıntılarda bulunan küplerin 1-2 dm3’ lüklerini düşünün, işte buna Uşak’lı çömlek der. Bunların iki saplısında yoğurt mayalar, bunun da adı çömlek yoğurdudur. Tek saplısında et pişirilir. Et az yağlı erkeç veya koyun etidir. Böbrek yatağından olur. Soğan, domates, biber ve et bu çömleğin içine konur. Ağzı kağıtla kapatılır. İple bağlanır. Mangalın külüne konup etrafı közle doldurulur. 3-4 saatte pişer. Ara sıra ele alınır. Sapından tutulup altı üste gelecek şekilde sallanıp çalkalanır. İçine hiç su konmaz. Hafif yanık kokusu gelmişse pişmiş demektir. Hafif yanık kokusu gelmeden, 3-4 saatten önce pişerse çömlek eti olmamış olur. Pişmiştir, ancak yemek çömlek eti değildir.

Karun Hazineleri

1960'lı yılların ortalarında Uşak'ın Güre Köyü yakınındaki Lidya Tümülüsünde yapılan kaçak kazılarda bulunan eserler, götürüldüğü Amerika'dan 1993 yılında mahkeme yoluyla geri alınan M.Ö. 6. yüzyıl Lidya dönemi eserleridir. Büyüklü küçüklü 450 parçadan oluşan bu hazine 1996 yılından bu yana Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Antik Çağda Anadolu'nun batısında yeralan , tarihçi Heredot'a göre üç sülalenin yönettiği Lidya İmparatorluğununun son sülalesi Mermnadlar , ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya'nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. M.Ö. 7.y.yılın başında parayı icat ederek insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birini gerçekleştiren Lidya'nın, devrinin en zengin ülkesi olmasının önemli nedeni, Tmolos ( Bozdağlar) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan Sart deresinin alüviyonları içerisindeki altındır. Bir takım entrikalarla ülkeyi ele geçiren üçüncü sülalenin son kralı Kroisos, M.Ö 560 yılında tahta geçmiş ve akılalmaz zenginliği ile Karun kadar zengin değimi ile ününü günümüze kadar taşımıştır.

Karun Hazineleri, M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-İzmir karayolunun üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Lidya Tümülüslerinden çıkan eserlerdir. Kaçak kazılarda bulunan ve yurtdışına kaçırılan eserler, mahkeme yolu ile ülkemize tekrar geri getirilmiş ve Uşak Müzesinde sergilenmektedir. Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen bu eserler altın gümüş bronz ve mermerden meydana gelmiştir.

8 7